Subscribe:

23 Ağustos 2022 Salı

GÖNÜL FİLMİ



  Netflix'de yayınlanan  GÖNÜL bir Soner Caner filmi, birçok eleştiriyi bir kenara bırakırsak anlatılmak isteneni güzel anlatmış diye düşünüyorum. Göçebe yaşayan Dom'lar ya da filmde karaktere hitaben söylenen Poşa'lar  kim olduklarına dair bilgi edinmek isteyenlere  bilimsel  araştırma uzantılarını buraya bırakıyorum https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/345860  ve de https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/32488  


Ezel Akay'ı hatırlatıyor film, tarz olarak benziyor. Geniş açılı objektifin de bunda etkisi var  bir de renklerin, Ezel Akay geliyor akla...  ve bir  şeyi daha hatırlatıyor 1988 yapımı Çingeneler Zamanı Emir Kusturica  filmini... 

Filmin konusuna gelince göçebe yaşayan, düğünlerde çalgı çalan Poşa Piroz ile  düğünü olacak  Sümbül'ün birbirlerine aşık olması anlatılıyor.  

 Film aşkın ne kadar değerli bir duygu olduğunu hissettiriyor anlayana ya da anlamak isteyene.  Aşk, aynı şarkıyı söyleyebilmekti aynı ritimde, iki gönlün birbirine konmasıydı bir kelebek gibi...Öldürmek değil yaşatmaktı.. Gönül bağında olmaktı...


24 Temmuz 2022 Pazar

İnsan İlişkilerinde Denge

    

     İnsan ilişkilerinde dengeyi nasıl sağlarız... Bu konu üzerine kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Denge sözlük anlamı :Bir nesnenin veya insanın devrilmeden durma hâli diye geçiyor... Çocuklar da ilk yürümeye başladığında dengede durmayı öğrenir sağlayamazsa düşer sonra tekrar tekrar dener dengede durup adım atamaya başladığı zaman ondan özgürü ve mutlusu yoktur.

Peki ya insan ilişkilerinde denge nasıl sağlanır? Düşünceme, gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki ancak adaletle sağlanır. Eğer insan vicdan sahibi değilse adaletli olması beklenemez. Vicdan çok ağır bir yüktür her insan taşıyamaz. Dünya'da ya da ülkenizde ve de ailenizde adalet yoksa haksızlık çoksa vicdan yoktur demektir. Toplumun yapı çekirdeği ailede  başlıyor adalet, merhamet, sevgi ve vicdan... (Bu arada vicdan kelimesine TDK sözlükten bakabilirsiniz.) Çocuklara ilk önce vicdanlı olmayı öğretmek lazım ailede sonrası zaten kendiliğinden gelir. Dediğimiz gibi ağır bir yük her insan kaldıramaz, kişisel küçük veya büyük çıkarlar için feda edilir vicdan ;bir kere feda edildi mi devamı hep gelir, geldikçe bu yük hafifler ağırlığı kalmaz dolayısıyla kişiliği olmayan karaktersiz hafif insan meydana gelir. 

Son dönemlerde kadın erkek ilişkilerinde, evli yeni çiftlerde denge bozukluğundan kaynaklı sorunlar yaşanmaktadır. Sonunda biten ilişkiler, boşanmalar  ortada kalan çocuklar...

Tüm bunları gördükçe vicdanın, adaletin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor...Geçmiş zamanlarda bir öykü kitabı okumuştum Osman Çeviksoy' a  ait Tutkulu Yürek  öykü kitabında  "Dar Geçit" adlı öyküde o kadar güzel izah etmişti ki bu dengeyi, bilinçli ve vicdanlı insan örneğini bu öyküde yakalamıştım.

Konusundan kısaca bahsedeyim: Memur Akif Bey 34 yaşında annesiyle birlikte yaşıyor  kendisi gibi memur olan Hatice  Hanımla evlilik hazırlığı içerisinde yalnız Hatice Hanım, Akif Bey'i bir deneyin içine sokuyor. Akif Bey'e  annesini evde istemediğini, ya huzur evine ya da küçük bir daire tutup göndermesini istiyor ve ancak o şartla evlenebileceğini söylüyor. Akif Bey'in kararı bu ilişkide belirleyici nitelikte. Çok düşünüyor, annesine açıklıyor, nasıl vazgeçerdi annesinden  onca emek vermiş büyütmüş, oğlundan başka kimsesi yok, öte tarafta sevdiceği Hatice! Neticede Akif Bey kararını veriyor Hatice'ye annesinden vazgeçmeyeceğini, annesinin yanının kendi yanı olduğunu söylüyor. Hatice eğer kabul etmiyorsa kararını vermeliydi Akif Bey'e. Öykünün kilit noktası burada başlıyordu Hatice'nin cevabında  "Beni affet, seni denedim. Her zaman söylediğin gibi evlilik bir basit birleşme değildir. En az duygularımız kadar aklımızı da kullanmak zorundayız. Denedim seni. Benim için annenden vazgeçip geçemeyeceğini anlamak istedim. Bir sevgili uğruna, her şeyini senin için tüketmiş yaşlı bir kadından, vazgeçseydin, belki yüreğime taş basacak seninle evlenmeyecektim. 'Benim için annesini terk etti, bir başkası için de beni terk edebilir.' diye düşünecektim. Sonuç umduğum gibi oldu. Artık ölüme kadar yanındayım. beni affedecek misin? "

Bir öyküde, vicdan sahibi olmak, adaletli davranmak, hak bilmek böyle güzel anlatılamazdı sanıyorum. Dengeyi sağlamak için bilinçli vicdana yani adalete ihtiyacımız var...

Selam ve sevgiyle ...

ROMEO VE JULİET

 ROMEO VE JULİET

(William Shakespeare)

İngiliz oyun yazarı William Shakespeare tarafından yazılan eser  düşman iki aileden birbirine aşık olan gençlerin hikâyesini anlatır. Hikâye birçok kez tiyatro, bale ve sinemaya aktarılmıştır romeo ve juliet . Sinemaya uyarlananlardan hangisini tercih edip izlesem diye bir araştırma yaptığımda 1968 İtalyan yapımı Romeo ve Juliet filminin daha bir ön plana çıktığını gördüm. Filmin Yönetmeni Franco  Zeffirelli İtalyan yönetmenin filmindeki başarısının sırrı bana göre ünlü İtalyan besteci Nino Rota ve başrol oyuncuları... -Nino Rota deyince aklıma  Yeşilçam'ın klasik filmlerinden olan Murat İle Nazlı geliyor. Yakında kaybettiğimiz ünlü oyuncumuz Cüneyt Arkın ve yine öncesinde kaybettiğimiz Fatma Girik filmin başrol oyuncuları. Konusu Romeo ve Juliet filmine benziyor mu orası biraz farklı ama bu filmde de iki düşman ailenin çocukları birbirlerine aşık oluyor, sonunda kavuşuyorlar.- Filmin müziği  Nino Rota'ya ait bir beste  "What Is a Youth"  Romeo ve Juliet filminde iki gencin birbirlerine aşık oldukları sahnelere  güçlü bir etki bıraktığını söylemeden edemeyeceğim..

İnsan, hangi ırkta, dinde ,dilde olursa olsun ortak duygusuydu aşk... İskender Pala'nın Kitab-ı Aşk adlı kitabının  girişi  (Kırk Güzeller Çeşmesi s.100-102)....  "Aşktır ki gerisi vesairedir ..." diye başlar ve şöyle devam eder aşkı anlatmaya ... "Ruhların çeşitli varlıklar arasında bölüştürülen süsüydü belki; belki ötelere yazgılı yitirilişlerin türküsüydü. Kalp kalbe konan kelebek kanatlarında renk; kudümlerde düşünüp neylerde ağlayan ahenkti aşk. "

Gerçek aşkı bulanlara, yaşayanlara, sevmeyi bilenlere selam olsun...